Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına "DEPREM" denir. Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır. Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "SİSMOLOJİ" denir. Resim :http://www.istanbul.edu.tr/yerkure/depharita1.gif DEPREMLE İLGİLİ TEKNİK BİLGİLER Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi nedeniyle oluşan sarsıntılardır. Depremlerin büyüklüklerine göre yer yüzeyinde verdiği hasar çok yüksek oranda can ve mal kaybına yol açmakta, sosyal hayatı ve ülkenin ekonomik durumunu felç etmektedir. Depremin olacağını önceden tespit eden cihazlar veya yöntemler henüz bulunamamıştır. Bu nedenle, depremle içi içe yaşayan ülkeler depremin yaratacağı olumsuz etkilere karşı hazırlıklı olmak zorundadır. Türkiye dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal kaybına uğrayacağımız bir gerçektir. Deprem Bölgeleri Haritası'na göre, yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98'i ve barajlarımızın %93'ünün deprem bölgesinde bulunduğu bilinmektedir. Bu da bize, ülkemizde bu konu ile ilgili hazırlık çalışmalarının sürekli ve etkili olarak yapılması gerektiğini ifade etmektedir. Yukarıdaki harita MTA’nın 1992 tarihli haritasından Autodesk GIS yazılımları ile sayısallaştırılarak hazırlanmıştır. Türkiye'nin depremselliğini etkileşimli Türkiye Deprem Haritası üzerinde görebilirsiniz KAYNAK:http://www.sayisalgrafik.com.tr/deprem/tr-faylar.gif Resim kaynak:www.sayisalgrafik.com.tr/ Son 58 yıl içerisinde depremlerden, 58.202 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 122.096 kişi yaralanmış ve yaklaşık olarak 411.465 bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Sonuç olarak denilebilir ki, depremlerden her yıl ortalama 1.003 vatandaşımız ölmekte ve 7.094 bina yıkılmaktadır. TÜRKİYE'DEKİ FAY HATLARI Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF): Saroz Körfezi’nden başlar, Marmara Denizi, Sapanca Gölü, Adapazarı, Tosya ve Erzincan üzerinden Van Gölü kuzeyine kadar uzanır. Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF): Hatay grabeninden başlar, K. Maraş, Adıyaman, Malatya ve Elazığ ovalarından geçerek Bingöl’e kadar sokulur. Batı Anadolu Fay Hattı (BAF): Ege Bölgesi’nde, kuzeyden güneye doğru uzanan çok sayıdaki fay hatlarından oluşur. Fay hatları, yer kabuğunun zayıf ve hareket halindeki bölgeleridir. Volkanik sahalar, genç kıvrım dağları ve deprem alanlarının uzanışı fay hatlarıyla paralellik gösterir.

DEPREMİN OLUŞ NEDENLERİ VE TÜRLERİ:
Dünyanın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre, yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70 -100 km. kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşkürede yer alır. Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı
Manto genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sıvı ortamları bulundurmaktadır.
Taşküre'nin altında Astenosfer denilen yumuşak Üst Manto bulunmaktadır. Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok "Levha"lara bölünmektedir. Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe taşyuvarda gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla levhaların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler.
Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magmada okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay taşkürenin altında devam edip gitmektedir.
İşte yerkabuğunu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada olan depremlerin hemen büyük çoğunluğu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında dar kuşaklar üzerinde oluşmaktadır.
Yukarıda, yerkabuğunu oluşturan "Levha"ların,Astenosferdeki konveksiyon akımları nedeniyle hareket halinde olduklarını ve bu nedenle birbirlerini ittiklerini veya birbirlerinden açıldıklarını ve bu olayların meydana geldiği zonların da deprem bölgelerini oluşturduğunu söylemiştik
Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir.
İtilmekte olan bir levha ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir hareket oluşur. Bu hareket çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve şok niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sarsıntı) dalgaları ortaya çıkar.Bu dalgalar geçtiği ortamları sarsarak ve depremin oluş yönünden uzaklaştıkça enerjisi azalarak yayılır. Bu sırada yeryüzünde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve FAY adı verilen arazi kırıkları oluşabilir. Bu kırıklar bazen yeryüzünde gözlenemez, yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve yeryüzüne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir.
Depremlerinin oluşumunun bu şekilde ve "Elastik Geri Sekme Kuramı" adı altında anlatımı 1911 yılında Amerikalı Reid tarafından yapılmıştır ve laboratuarlarda da denenerek ispatlanmıştır.
Depremler oluş nedenlerine göre değişik türlerde olabilir. Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluşmakla birlikte az miktarda da olsa başka doğal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadır. Yukarıda anlatılan levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle "TEKTONİK" depremler olarak nitelenir ve bu depremler çoğunlukla levhalar sınırlarında oluşurlar.

Resim kaynak:kentvedemiryolu.com/
Yeryüzünde olan depremlerin %90'ı bu gruba girer. Türkiye'de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir. İkinci tip depremler "VOLKANİK" depremlerdir. Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar.Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin meydana geldiği bilinmektedir. Bunlar da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve İtalya'da oluşan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye'de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır
![]()
Bir başka tip depremler de "ÇÖKÜNTÜ" depremlerdir. Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşlukları tavan blokunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler. Büyük heyelanlar ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduğu bilinmektedir.
Odağı deniz dibinde olan Derin Deniz Depremlerinden sonra, denizlerde kıyılara kadar oluşan ve bazen kıyılarda büyük hasarlara neden olan dalgalar oluşur ki bunlara (Tsunami) denir. Deniz depremlerinin çok görüldüğü Japonya'da Tsunami'den 1896 yılında 30.000 kişi ölmüştür.
Herhangi bir deprem oluştuğunda, bu depremim tariflenmesi ve anlaşılabilmesi için "DEPREM PARAMETRELERİ" olarak tanımlanan bazı kavramlardan söz edilmektedir. Aşağıda kısaca bu parametrelerin açıklaması yapılacaktır.
ODAK NOKTASI (HİPOSANTR)
Odak noktası yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Bu noktaya odak noktası veya iç merkez de denir.Gerçekte , enerjinin ortaya çıktığı bir nokta olmayıp bir alandır , fakat pratik uygulamalarda nokta olarak kabul edilmektedir.
Odak noktası, dış merkez ve sismik deprem dalgalarının yayılışı

DIŞ MERKEZ (EPİSANTR)
Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki noktadır.Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği noktadır.Aslında bu , bir noktadan çok bir alandır.Depremin dış merkez alanı depremin şiddetine bağlı olarak çeşitli büyüklüklerde olabilir. Bazen büyük bir depremin odak noktasının boyutları yüzlerce kilometreyle de belirlenebilir. Bu nedenle "Episantr Bölgesi" ya da "Episantr Alanı" olarak tanımlama yapılması gerçeğe daha yakın bir tanımlama olacaktır.
ODAK DERİNLİĞİ
Depremde enerjinin açığa çıktığı noktanın yeryüzünden en kısa uzaklığı, depremin odak derinliği olarak adlandırılır. Depremler odak derinliklerine göre sınıflandırılabilir. Bu sınıflandırma tektonik depremler için geçerlidir. Yerin 0-60 km. derinliğinde olan depremler sığ deprem olarak nitelenir. Yerin 70-300 km. derinliklerinde olan depremler orta derinlikte olan depremlerdir. Derin depremler ise yerin
EŞŞİDDET (İZOSEİT) EĞRİLERİ :
Aynı şiddetle sarsılan noktaları birbirine bağlayan noktalara denir. Bunun tamamlanmasıyla eşşiddet haritası ortaya çıkar. Genelde kabul edilmiş duruma göre, eğrilerin oluşturduğu yani iki eğri arasında kalan alan, depremlerden etkilenme yönüyle, şiddet bakımından sınırlandırılmış olur. Bu nedenle depremin şiddeti eşşiddet eğrileri üzerine değil, alan içerisine yazılır.
ŞİDDET :

Depremin şiddeti, depremlerin gözlenen etkileri sonucunda ve uzun yılların vermiş olduğu deneyimlere dayanılarak hazırlanmış olan "Şiddet Cetvelleri"ne göre değerlendirilmektedir. Diğer bir deyişle "Deprem Şiddet Cetvelleri" depremin etkisinde kalan canlı ve cansız her şeyin depreme gösterdiği tepkiyi değerlendirmektedir. Önceden hazırlanmış olan bu cetveller, her şiddet derecesindeki depremlerin insanlar, yapılar ve arazi üzerinde meydana getireceği etkileri belirlemektedir.
Bir deprem oluştuğunda, bu depremin herhangi bir noktadaki şiddetini belirlemek için, o bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler Şiddet Cetveli'nde hangi şiddet derecesi tanımına uygunsa, depremin şiddeti, o şiddet derecesi olarak değerlendirilir. Örneğin; depremin neden olduğu etkiler, şiddet cetvelinde VIII şiddet olarak tanımlanan bulguları içeriyorsa, o deprem VIII şiddetinde bir deprem olarak tariflenir. Deprem Şiddet Cetvellerinde, şiddetler romen rakamıyla gösterilmektedir. Bugün kullanılan batlıca şiddet cetvelleri değiştirilmiş "Mercalli Cetveli (MM)" ve "Medvedev-Sponheur-Karnik (MSK)" şiddet cetvelidir. Her iki cetvelde de XII şiddet derecesini kapsamaktadır. Bu cetvellere göre, şiddeti V ve daha küçük olan depremler genellikle yapılarda hasar meydana getirmezler ve insanların depremi hissetme şekillerine göre değerlendirilirler.
VI-XII arasındaki şiddetler ise, depremlerin yapılarda meydana getirdiği hasar ve arazide oluşturduğu kırılma, yarılma, heyelan gibi bulgulara dayanılarak değerlendirilmektedir.

MAGNİTÜD :
Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Enerjinin doğrudan doğruya ölçülmesi olanağı olmadığından, Amerika Birleşik Devletleri'nden Prof.C.Richter tarafından 1930 yıllarında bulunan bir yöntemle depremlerin aletsel bir ölçüsü olan "Magnitüd" tanımlanmıştır. Prof. Richter, episantrdan
Magnitüd, aletsel ve gözlemsel magnitüd değerleri olmak üzere iki gruba ayrılabilmektedir.
Aletsel magnitüd, yukarıda da belirtildiği üzere, standart bir sismografla kaydedilen deprem hareketinin maksimum genlik ve periyod değeri ve alet kalibrasyon fonksiyonlarının kullanılması ile yapılan hesaplamalar sonucunda elde edilmektedir. Aletsel magnitüd değeri, gerek hacim dalgaları ve gerekse yüzey dalgalarından hesaplanılmaktadır.
Genel olarak, hacim dalgalarından hesaplanan magnitüdler (m), ile yüzey dalgalarından hesaplanan mağnitüdler de (M) ile gösterilmektedir. Her iki magnitüd değerini birbirine dönüştürecek bazı bağıntılar mevcuttur.
Gözlemsel magnitüd değeri ise, gözlemsel inceleme sonucu elde edilen episantr şiddetinden hesaplanmaktadır. Ancak, bu tür hesaplamalarda, magnitüd-şiddet bağıntısının incelenilen bölgeden bölgeye değiştiği de göz önünde tutulmalıdır.
Gözlemevleri tarafından bildirilen bu depremin magnitüdü depremin enerjisi hakkında fikir vermez. Çünkü deprem sığ veya derin odaklı olabilir. Magnitüdü aynı olan iki depremden sığ olanı daha çok hasar yaparken, derin olanı daha az hasar yapacağından arada bir fark olacaktır. Yine de Richter ölçeği (magnitüd) depremlerin özelliklerini saptamada çok önemli bir unsur olmaktadır.
Depremlerin şiddet ve magnitüdleri arasında birtakım ampirik bağıntılar çıkarılmıştır. Bu bağıntılardan şiddet ve magnitüd değerleri arasındaki dönüşümleri aşağıdaki gibi verilebilir.
Depremlerin şiddet ve magnitüdleri arasında birtakım ampirik bağıntılar çıkarılmıştır. Bu bağıntılardan şiddet ve magnitüd değerleri arasındaki dönüşümleri aşağıdaki gibi verilebilir.
Siddet | IV | V | VI | VII | VIII | IX | X | XI | XII |
Richter Magnitüdü | 4 | 4.5 | 5.1 | 5.6 | 6.2 | 6.6 | 7.3 | 7.8 | 8.4 |
5/10/2008 | Kategori:TÜRKİYEDEKİ FAY HATLARI VE DEPREM ALANLARI DEPREMDEN KORUNMA YOLLARI | (0) | Bağlantı
ÖSS SINAVI VE COĞRAFYA'YA NASIL ÇALIŞMALIYIZ... Nasıl çalışmalıyız Nasıl çalışmalıyız bu soru özellikle dershanede çalıştığım yıllarda bana en çok sorulan sorulardan biriydi. bu soruya verilebilecek bir çok cevap vardır. Burada öncelikle olarak ÖSS'ye nasıl çalışmalıyız , sonrada coğrafya dersini nasıl çalışmalıyız konularına bir çözüm sunmaya çalışacağım. Tabi ki şu unutulmasın öğrencilerin hepsinin farklı bir bireydir,hepsinin aile yapısı ve algılama düzeyleri birbirinden farklıdır. Bazı öğretmen arkadaşlar öğrencilere tavsiyede bulunurken şu sayıda soru çözersen başarılı olursun diyorlar bu da bir çözümdür, bence çözülen soru sayısından daha önemlisi anlayarak , bilerek ve öğrenerek soru çözmektir. 2000 ÖSS 2001 ÖSS 2002 ÖSS 2003 ÖSS 2004 ÖSS 2005 ÖSS 2006 ÖSS 2007 ÖSS ÖSS'YE NASIL ÇALIŞMALIYIZ Unutmayın " her şeyin başlangıcı küçüktür" başlamak bir işi yapmanın en önemli aşamasıdır. Başlama inancınız sizin çalışma potansiyelinizi belirler. İşlerinde başarılı olan insanlar öncelikli olarak kendilerini fiziken ve bedenen başarıya inandırırlar. Öncelikle olarak ben bu sınavı başaracağım diye kendinizi inandırmanız gerekir. Öğrenme keyifli bir iştir. Öğrendikleriniz sizi ne kadar sevindirirse bilgiyi öğrenmekte o kadar başarılı olursunuz. Sınavlar sonrasında aynı sınava giren öğrenciler hep şu konuşmaları yapar ; bir grup öğrenci çok kolay bir sınavdı derken diğer öğrenciler ise çok zor bir sınavdı demekte. burada yapılan yorumlarda en büyük hata şudur sorular aynı ancak öğrencilerin çalışma düzeyleri birbirine farklıdır. Sınıfta: Derse gelmeden önce o gün işlenecek konu hakkında bir hazırlık yapmalıyız . Bu hazırlık konuya bir kez göz atmak şeklinde de olabilir yada sadece konunun adını öğrenmek şeklinde olabilir. Bu aşamadan sonra neler yapmak gerekir öncelikli olarak okullarda olsun dershaneler de olsun öğretmenleri can kulağı ile dinlemeliyiz. Unutmayın ders öncelikli olarak sınıfta öğrenilir. Ders anlatımı sırasında anında öğretmenlerimize sormalıyız , soracağımız soru çok basit olsa bile sınıftaki diğer öğrenciler ne der demeden sor Evde : Dersten sonra eve gelince en kısa zamanda o gün işlenen konularla ilgili bir tekrar yapmalıyız . Bu tekrar konu tekrarı ya da soru çözümü şeklinde olabilir. Yapılan araştırmalara göre insan 20 dakika içinde öğrendiklerinin yarısına yakın bir bölümü unutmakta, bir saat içinde ise öğrendiklerinin ancak %30'sunu koruyabilmektedir. Öğrenilen bilgiyi hafızada en yüksek düzeyde tutmak için ilk tekrar 20 - 40 dakikalık bir öğrenme seansının sonunda yapılmalı ve 10 dakika sürmelidir. ikinci tekrar ise 24 saat içinde yapılmalıdır. Çalışma programı yaparken nelere dikkat edilmelidir ? Gerek çalışma programı yaparken gerekse de tekrar programı yaparken arka arkaya gelecek derlerin mümkün olduğu kadar birbirinden farklı olmasında fayda vardır. Yapılacak olan çalışma programı sizin için gerekli bazı etkinlikleri yapmanıza engel olmamalıdır. Ders çalışma sırasında kafanız başka şeylerle meşgul olmaması için esnek bir program yapılmalı . Sevdiğiniz futbol takımının maçını izleyebilme yada sevdiğiniz sanatçının konserini de izleyebilmelisiniz. Unutmayın yaşam devam ediyor siz de bir insansınız ve ders çalışma dışında yapmanız gereken şeylerde var. HAYAT TAMAMEN ÖSS DEĞİLDİR. GEREKLİ TAVSİYELER 1. Düzenli tekrarlar yapmak bilgiyi hafızada bilgiyi tazeler 2.İnsan öğrendiğini hızla unutur 3. Problem çözülürken sonuca ulaşana kadar ara verilmemesi gerekir 4. Zor olan ÖSS sınavı değil zor olan sizin kafanızdaki ÖSS imajı 5.Ders çalışırken aynen okullarda olduğu gibi 40dk ders çalışıp ara verilmelidir ÖSS sınavı için Coğrafya dersinde ne yapmalıyız ÖSS'de 2006 yılından itibaren aynen eski iki basamaklı sınav sisteminde olduğu gibi bilgi ağırlıklı sorulara ağırlık verilecek. Grafik,şekil ve haritalı sorular her zaman olduğu gibi karşımıza gelecek. Şimdi soruların nasıl geleceğini biliyoruz o zaman ne yapmalıyız. Öncelikli olarak şu noktanın altını çizmek gerekir, coğrafya soruları önceki yıllarda çıkmış olan ÖSS sorularının bir benzeridir. Bu nedenle eski sınavlarda çıkan sorular her zaman elimizin altında olmalıdır. Coğrafya soruları aynen bir zincirin halkaları gibi birbirlerine bağlıdır aralarında birinin zayıf olması öğrenmeyi güçleştirir. Bu nedenle bir konu iyice anlaşılmadan diğerine geçmemelidir. Coğrafya konuları işlenirken veya testlerde soru çözümü yapılmakta iken atlas ve duvar haritaları mutlaka yanımızda olmalıdır. ÖSS'de ağırlıklı olarak sorular Türkiye coğrafyasına değindiriliyor. Bu nedenle ülkemizdeki illerin yerleri ve fiziki özellikleri , bölümlerin yerleri ve fiziki özellikleri iyi bilinmelidir. Ülkemizde bu yerlerin özelliklerini öğrenmek için arkadaşlarımızla basit oyunlar oynayabiliriz. Örneğin Türkiye Fiziki Haritası üzerinde şehir bulmaca gibi basit oyunlar oynanmalıdır. COĞRAFYA DERSİNİN İÇERİĞİ Konu ile ilgili bilgiler alıntıdır... Resimler kaynak : www.hayatimizsinav.net Özellikle sınav stresi üzerine çok güzel ve faydalı paylaşımların olduğu bir site ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.
malıyız. Bazen anlamsız bir soru bir soru konunun anlaşılmasına yol açar. 

KONULAR 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 Yeryuvarlağı ve Evren 3 3 2 2 2 2 Harita Bilgisi - - 1 1 1 1 İklim Bilgisi ve Bitki Örtüsü 4 4 3 3 3 2 İç ve Dış Kuvvetler 2 3 2 2 1 3 Nüfus ve Yerleşme 2 2 2 3 2 3 Türkiye'nin Coğrafi Özellikleri ve Bölgeler 1 1 2 - - - Türkiye'nin Ekonomik Coğrafyası 1 3 1 4 5 3 Genel Ekonomik Coğrafya 2 - 2 1 1 2 Ülkeler Coğrafyası - - 1 - 1 - TOPLAM 15 16 16 16 16 16
Coğrafyanın araştırma ve inceleme konusu yeryüzünde görülen olayların karşılıklı sebep sonuç ilişkileridir. Örneğin dünyanın şekli ve hareketleri, harita bilgisi, iklim ve doğal bitki örtüsü, yer şekillerinin oluşum ve etkileri, nüfus ve yerleşme, ekonomik coğrafya ve Türkiye coğrafyası, doğal ve beşeri olayların tanınması ve bunların insanlar üzerindeki etkilerini araştırır.
COĞRAFYA DERSİNE AİT SORULARIN ÖZELLİKLERİ
Coğrafya soruları; genel ve beşeri coğrafya bilgilerinin ölçülmesi ve yorumlanması, sebep sonuç ilişkilerinin kurulması, olayların Türkiye ve dünya üzerindeki dağılışı, ülke ve bölge ekonomisine etkilerinin ölçülmesi gibi konu ve kavramları içermektedir. Coğrafya soruları çözülürken; bazı soruların cevabı soru metinlerinin içerisinde gizlidir, bu husus dikkate alınmalı ve soru kökleri dikkate alınmalıdır. Her soru içerisinde coğrafyanın bir konusunda kullanılabilecek temel bir bilgi içeriği olabileceği düşünülerek bu bilgiler not alınmalıdır. Özellikle tablo ve grafikli sorularda öğrenciden şekli veya istatistîki bilgileri sadece yorumlaması istenir ve soru köklerindeki olumlu-olumsuz ifadelere dikkat edilmelidir.
Genel olarak coğrafya sorularında 5 soru her öğrencinin yapabileceği, 5 soru orta düzeyde öğrencinin yapabileceği, 3 soru iyi öğrencilerin yapabileceği, 3 soru ise çok iyi öğrencilerin yapabileceği sorulardan oluşmaktadır. Bundan dolayı 13 - 14 soru genel olarak yapılmalıdır. Tablo ve grafikli sorularda verilen bilgilere dikkat edilmeli ve seçeneklerle ilgisi kurulmalıdır. Örneğin tablo veya grafikte oran verilmişse seçeneklerde buna dikkat etmeliyiz. Çünkü oran ile miktar ayrı ayrı şeylerdir. Üretim ile verim de aynı şeyi ifade etmez. Bundan dolayı tablo ve grafiklerde verim, oran, miktar, nüfus artışı ve nüfus miktarı gibi kavramlara dikkat edilmelidir.
COĞRAFYA DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Her derste olduğu gibi bu dersin daha iyi anlaşılması için mümkünse farklı kaynaklardan o günkü konu ile ilgili ön hazırlık yapılarak gelinmelidir. Coğrafya dersi ayrıntı içeren ve bölümleri arasında konu bütünlüğü olan bir ders olduğu için dersin her boyutunda aktif bir dinleyici olmak gerekir. Asıl olan atlaslarda ve duvar haritalarında bulunabilen yer adlarını çeşitli istatistiki bilgileri ezberlemek değil, coğrafi olayların sebeplerini açıklamaya ve bu sebeplerden sonuçlar çıkarmaya yönelmektir
B) Bireysel Çalışmalarda
Bireysel çalışmalarda derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir.
Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir. 
Kavram, yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir.
Coğrafya dersinde genel soyut kavramlar az, somut kavramlar daha çoktur. Ders çalışırken günlük yaşamdan ve hayatın içinden örnekler seçmeliyiz. Bu öğrenmemizi kolaylaştıracaktır. Sadece konuyu dinleyip ya da okuyup anlaşıldığına karar vermemiz doğru değildir. Konuyu anlamış olmamız için konu ile ilgili soruların doğru yapılıp yapılmadığına bakmak zorundayız.
Coğrafyada temel prensip doğal ve beşeri olayların dünya genelinde ve Türkiye’deki dağılışıdır. Bunun için sınavdan önce dünya ve Türkiye haritaları iyi incelenmeli önemli doğal ve beşeri olayların yeri bilinmelidir. Örneğin en kurak yerlerin dağılışı, çöllerin dağılışı, en çok yağış alan yerler, ormanların dağılışı, sıcak iklimlerdeki ülkeler, kutuplara yakın ülkeler, doğu ve batı yönündeki geniş ülkeler, eğimli ve engebeli ülkeler, ovalar ve platoların bulunduğu ülkeler…
DERSİN PUAN TÜRLERİNE GÖRE ÖNEMİ:

A) Sözel Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Sözel puan türünde hazırlanan öğrencilerimiz için bu ders, sözelin sayısal dersi olarak algılanır. Bu derste başarılı olabilmek için tarih ve felsefe dersleri gibi değerlendirmemek gerekir. Sadece bilgi ile hareket edildiğinde başarıya ulaşılamaz. Özellikle yorum, grafik okuma ve sayısal özelliklerde bilinmelidir. Sözel puan türünde tercih yapan her öğrenci için soru kaçırılmaması gereken ama en fazla düşündüğümüz zaman kaybedilen bölümdür. Çıkmış olan bütün ÖYS ve ÖSS soruları tekrar tekrar çözülmelidir. Çünkü çıkmış sorular değiştirilerek yeniden sorulmaktadır.
B) Sayısal Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Sayısal puan türünde diğer sözel dersler gibi aynı oranda getirisi olan bir derstir. Sınavda zaman ayrıldığı takdirde bu gruptan özellikle şekil ve grafik okuma ve yorumlama ile ilgili sorulardan net çıkarılabilmektedir. Geçmiş yıllarda çıkmış olan ÖSS sorularına bile bakıldığı takdirde o soruların öğretici özelliklerinden yararlanılacaktır.
C) Eşit Ağırlıklı Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Eşit-Ağırlık puan türünde hazırlananlar için diğer sosyal dersler ( tarih-felsefe ) kadar getirisi olan bir derstir. Eşit-Ağırlık gruplarında hazırlanan öğrencilerimizin fen derslerinde temelleri iyi olmadığı için özellikle sosyal alan dersleri daha kolay net çıkarabilecekleri derslerdir. Bir sözelci kadar olmazsa bile, matematik, geometri, Türkçe derslerinden sonra ağırlıklı olarak çalışabilecekleri bir derstir.
D) Dil Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Bu alandan hazırlanan öğrenciler diğer sözel derslere verdikleri öneminin aynısını coğrafya dersine de vermelidir. Özellikle dil puanının katsayılarının düşük oluşu sözel dersleri daha önemli hale getirmektedir.
5/10/2008 | Kategori:ÖSSDE CIKMIŞ COGRAFYA SORULARI | (0) | Bağlantı
PİRAMİTLER'in sayısı 80'e yakındır. Hepsi Nil’in sol kıyısına kurulmuş ve vadide 40 kilometrelik birzunluk içine yayılmışlardır. Bazıları ayrı olmakla birlikte çoğu grup halindedir. Peki Keops Piramidi’nin yüksekliğinin bir milyara çarpımının yaklaşık olarak güneşle dünyamız arasındaki uzaklığı vermesi bir rastlantı mıdır? Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya bölmesi bir rastlantı mıdır? Taban çevresinin, yüksekliğin iki katına bölünmesinin Pi sayısını vermesi bir rastlantı mıdır? Piramitte dünya ağırlığını gösteren hesapların bulunması bir rastlantı mıdır? Piramidin kurulduğu kayalık alanın büyük bir özen ve doğrulukla düzeltilmiş olması bir rastlantı mıdır? Bugünkü teknoloji ile yapılamayacak bir şeyi, eski Mısırlılar basit teknoloji ve sade aletleriyle nasıl yaptılar? Mısırlılara dünya-dışı zeka, ‘dışardan yardım’ mı geldi? Yoksa bu yapılar Dünya dışı Ziyaretçiler tarafından mı yapıldı. http://www.silatur.com.tr/yurtdisi/misir.jpg Her ne kadar okullarımızda okutulan tarih kitaplarında hala mezar anıt olarak yazılıysa da , Büyük Piramidin Firavun mezarı olarak yapıldığıyla ilgili bilgi , geçerliliğini gün geçtikçe yitirmektedir. Onun yerine onun bir inisiyasyon merkezi hatta güç elde etmekte kullanılan bir enerji üretici olarak yapıldığı konusundaki bilgiler gün geçtikçe güç kazanmaktadır. Çok değişik alşimik çalışmaların yapıldığı ve bu çalışma ve denemeler için gerekli enerjinin üretildiği bir jeneratör olarak yapıldığı daha kuvvetli olasılık halinde karşımızda bulunmaktadır. Gerek bilinen ölçüleri, gerekse biçimiyle büyük Piramit ve ötekiler , mezardan çok bir güç üretici olarak yapılmış olabileceklerini düşündürmektedir. Böyle olunca da böyle bir yapının inşa bilgisinin kaynağı Raymond Drake’in belirttiği gibi ya uzaylılardır ya da onların öğretisinden yararlanmış seçkin kişilerdir. http://manzara.resimleri.tv/albums/userpics/10001/normal_Giza,_Egypt_2001.jpg Yüksekliği ilkinden biraz daha azdır. Ancak daha yüksek bir taban üzerinde inşa edildiğinden Büyük Piramitten daha yüksekmiş gibi görünür. Taban kenarı 216 metredir. 70 metrelik yüksekliği ve 108 metreyi bulan taban kenarı ile diğerlerinin yanında çok küçük kalmaktadır. Giza düzlüğünde yer alan bu üç piramidin önemli ortak özellikleri vardır Şöyle sıralayalım : Resim: www.thewallpapers.us/.../ bilim adamları tarafından çözülememiş olabilir mi ? http://www.iho-ohi.org/wp-content/egypt-giza-sphinx.jpg Kahire'de bulunan " Keops piramidi " nin 12 ton agirliginda iki buçuk milyon bloktan olustugunu, Günde on blok Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar,sonar Piramitler Tekrar İnşa Edilmek İstense... Sırlarla Dolu İnşa Teknolojisi Piramidi ziyaret ettiğinizde şaşırtıcı görüntüleri gözünüzün önüne getirmeye çalışın: 5000 yıl önceki taş ocağı işçisi, günde, piramitlerin inşasında kullanılan 330 taş blok üretiyor. Suyun bastırdığı mevsimde, günde 4000 blok Nil nehrinin üzerinde taşınıyor ve Giza platosuna gelindiğinde bu taşlar platodan yukarıya taşınarak, piramidin inşa edileceği bölgeye ulaştırılıyor. Eğer bu şartlar altında taşıma işlemi gerçekleşiyor olsaydı, dakikada 6.67 blok taşınması gerekirdi. Bu sonuç, sunulan teorinin geçersizliği için yeterli bir rakamdır.
Piramitler içinde en çok ilgi çekenleri üç büyük piramit olarak bilinen Giza şehri civarında bulunan abidelerdir. Bunlar varsayılan kurucularının adlarına göre ayrılmaktadır: Keops (Kufu), Kefren ve Mikerinos. Bu üç Giza Piramidinin geometrik ve gözlemsel ilkelere dayalı bir plana göre inşa edildiği ve bu planın da doğrudan astronomik gözlemlere dayandığı ileri sürülmektedir. 
Kufu ya da Keops diye de adlandırılan Büyük Piramit, üç büyük piramidin ilki ve en kuzeydekidir. 137 metre yüksekliğindeki ve yaklaşık 6.5 milyon ton ağırlığındaki Büyük Piramit, şimdiki Kahire şehri yakınlarında tam olarak Nil Deltası’nın tabanına yerleştirilmiştir. Mısır astronomi bilgini Mahmut Bey, Keops’un binlerce yıl önce dolanımının en yüksek noktasına varmış Sirius yıldızı ışınlarının piramidin güney tarafı üzerine diklemesine düştüğü bir devrede inşa edilmiş olduğunu söyler.
Piramidin yapım planında sık sık karşımıza çıkan 286,1022 sayısı anahtar sayı olarak kabul edilir, çünkü bu sayı güneş ve yıldız yılının değerini, güneş ile yeryüzü arasındaki uzaklığı, yeryüzü ile yörüngesi arasındaki ilişkiye göre yerçekimi kanununu ve yeryüzü yörüngesinin merkezkaç değişimlerinin sınırlarını belirlemeye olanak sağlamaktadır. Görüleceği üzere Piramit gerçek bir geometri ve ölçü harikasıdır. Birçok bilim adamı ve yazar Giza’daki Keops Piramidi’nin bugünkü bilim bilgileri ve makinelerle bile yapılamayacağını ısrarla söylemektedirler. Büyük Piramit, hiçbir zaman anlaşılmamış olan bir tekniğin ve dehanın gözle görülür tanıklığını yapmaktadır.
Büyük Piramit ( Khufu, Keops ) dünya karalarının tam ortasında bulunmaktadır. İnşası sırasında böyle dev bir yapının dünya karalar topluluğunun tam merkezine oturtulması için , yörenin , hatta dünyanın uzaydan görülmüş olması gerekirdi. Bu bakımdan ya uzaylılar ya da uzaylıların yetiştirdiği kimseler tarafından inşa edilmiştir. Araplar, Büyük Piramidin “Uzaydan Gelen Ruhlar “ tarafından inşa edildiğine inanırlar.
Ruhsal yetenekleri gelişmiş kişilerin ifade ettiklerine göre , Büyük Piramit manyetik güç yayımını hala devam ettirmektedir. C.H. Williamson ‘un “Other Tongues , OtherFlesh “ ( Başka Diller , Başka Bedenler ) isimli eserinde belirttiğine göre , dünya dışı kökenli insanlar yapıyı meydana getiren çok iri taşları antigravitasyon ya da sonik yöntemlerle ilgili bilgileri uygulayarak yerleştirmişlerdi. Belki de bu insanlar aynı güçleri kendi uzay araçlarını hareket ettirmede de kullanıyorlardı.
Keops Piramidi ya da Büyük Piramit , Kahirenin 16.km. kadar batısındadır. Taban yüzeyi yaklaşık 53.000 m2’lik bir alanı kaplar. Orijinal yüksekliğinin 146 ile 148 m. arasında olduğu tahmin edilir. İnşa edildiği dönemde üzerinde bulunması gereken Kapak Taşı’nın artık olmaması nedeniyle şimdiki yüksekliği 137 metre kadardır. Yapılan hesaplara göre Büyük Piramit İngiltere’de Hz. İsa’dan bu yana inşa edilmiş olan tüm katedral , kilise ve şapellerden daha fazla taş kütlesine sahiptir.
Keops Piramidinin yapımında 2.600.000 adedi aşkın granit ve kireçtaşı blok kullanılmıştır. Blokların ağırlığı 2 tondan 70 tona kadar değişir. Santimetrenin 40’da birine kadar bir hassasiyetle kesilen bloklar o kadar hassas bir şekilde birleştirilmiştir ki , aralarındaki derzlerin açıklığı hiç bir zaman santimetrenin 20 de birini aşmaz.
Arap tarihçisi Abu Zeyd el Balkhy. Eski bir yazılı kaynağa dayanarak Büyük Piramidin “ Çalgı Takımyıldızı (Lyra ) Yengeç burcundayken , yani hicretten 2 kere 36.000 yıl önce “ inşa edildiğini yazar. Bu da yaklaşık olarak günümüzden 73.000 yıl öncesine denk gelir. Ayrıca piramit üzerinde yapılan Karbon-14 tarih belirleme çalışmaları da yine M.Ö 71.000 yılını göstermektedir.
Kefren Piramidi de Büyük Piramidin hemen yanında yükselir. 
Mikerinos Piramidi ise ![]()
Yapıların yüzleri yere 52 derecelik açı yapar.
Giriş yerleri kuzey yüzlerinde açılmıştır ve giriş geçitleri yerle 26 derecelik bir açı yapar. Bu doğrultudan gök kutbuna bakarlar.
Bu gün için astronomi ve matematik sayesinde çözülebilen karmaşık bir mimari yapıya sahip piramitler hakkında şöyle bir örnek fikir verebilir:
52 derecelik açı , piramitlerin inşaatçıları için “dairenin kare haline getirilmesine ilişkin Kutsal Geometri probleminin çözümünü sağlayan bir unsur olmuştur. Bu eğimde , yani 51 derece 52 dakikalık bir açıda yapılmış bir piramidin yüksekliği ile tabandaki çevre uzunluğu arasındaki oran , bir dairenin yarıçapı ile çevresi arasındaki orana eşittir. Bu oran ½ değerindedir. Sonuçta Gize piramitlerinin inşasında pi = 3.1415 değerinin kullanılmış olması günümüz bilim adamlarının şaşırtıcı bulduğu bir gerçektir.
Eski Mısır’ın D.D uygarlıklarla kurdukları bilimsel, sanatsal ve kültürel bağları örneklerken üzerinde durmak istediğimiz konu Piramitlerin mimari, arkeolojik ve matematiksel yönlerinden çok , kozmik anlamları. Bu nedenle şimdi birazda Giza Piramitlerini okült açıdan inceleyelim.
Teozofist A.P. Sinnett, Büyük piramidin yapımıyla ilgili şunları söylüyordu:
“ Keops Piramidinin yapımında kullanılan taşların manipülasyonu, ancak ve ancak , daha sonraları insanların yitirdikleri belirli bir doğa bilgisinin bu işte kullanılmış olmasıyla açıklanabilir. Doğanın gizemiyle ilgili o bilginin Veli bekçileri , ağır cisimlerin fiili ağırlığını istedikleri gibi değiştirebilecek şekilde maddenin çekimini kontrol edebilirler ve daima da edebilmişlerdir."
"Dev yapılar mimarisinin harikaları işte böyle açıklanır. Piramitlerin yapımını yöneten üstatlar , kullanılan taşları kısmen levite etmek şekliyle bu işlemi kolaylaştırmışlardı. Majik asalar... Üstatlara eski çağlarda , doğanın kudretini açığa çıkaran anahtarlar teslim edilirdi. Gizli kelimeler ve vibrasyonel motor... Dalga boyları ve dev granit blokların levitasyonu.”
Okültist Annie Besant ise şöyle diyordu:
“ Mısır’daki taşlar ne sırf kas kuvvetiyle, ne de modern teknolojiyi aşan hünerli cihazlar kullanılarak dikilmişti. Bu taşlar , dünyasal manyetizmin güçlerini anlayan ve kontrol edebilen kişilerce dikilmişti. Neticede , taşlar ağırlığını kaybediyor ve tek bir parmağın temasıyla yönetilmek suretiyle havada yüzerek, belirlenen yerlerine oturuyorlardı.”
Annie Besant “ Dünyasal manyetizmanın güçlerini anlayan ve kontrol edebilen “ kişilerden söz ederken acaba kimleri kastediyordu?...
Çağlar boyunca sırlarını hiçbir uygarlığa açmadan , günümüze kadar gelen piramitler , dünya bilim ve teknolojisini aşan bir teknik, mimari bilginin ürünüdürler. Bu bilgi D.D kaynaktan gelmiş ve hala dünya
Çok eski efsanelerde piramit inşasında kullanılan “majik çubuklar”dan söz edilir. Bu çubuklarla belirli bir dalga boyunda olmak üzere , önceden tespit edilmiş bir vibrasyonel ses tonu oluşturulabiliyordu. Walter Owen 1947 yılında sesin ezoterik kullanımı hakkında şunları yazmıştı: “ Ses herkesin düşünemeyeceği türden imkanlar taşıyan bir kudrettir. Ve bu kudretin kullanımı , kadim ermişlerin bildikleri , fakat günümüzün emekleyen biliminin yitirdiği ve ya karşısına geçip dudak büktüğü bir bilimdir. Kozmosun çevresi ve dokusu ses kudreti sayesinde ayakta durmaktadır ve yine ses kudreti sayesinde çözülerek yok edilebilir. Mısırlı rahipler bu bilgiye sahiptiler.”
İster istemez akla şu soru geliyor ; Mısırlı rahipler bu bilgiyi nereden almışlardı?,
Mühendis Rudolph Gantenbrink’in 1993 yılında Büyük Piramitte gerçekleştirdiği buluş da aynı ölçüde ilgi çekicidir. Gantenbrink ve ekibi “UPUAUT 2” ismini verdikleri küçük bir robot aracı Kraliçe Odası’ndaki hava kanalının içine yollamış ve bugüne kadar hiç bilinmeyen 60 metrelik bir tünel bulmuştu (Altta). Gantenbrink, iki haftalık bir çalışmadan sonra 4500 yıllık metal bir kapıya ulaştığını söylüyor ve bu kapının bilinmeyen bir alana açıldığını iddia ediyordu. Fakat ne yazık ki kapının keşfinden sonra geçitlerdeki tüm araştırmalar Mısırlı yetkililer tarafından durdurulmuş ve yeniden başlatılmasına izin verilmemiştir. Yani yine bişeyler örtbas edilmeye çalışılmaktadır...
yerlestirilmesi halinde yapiminin 664 yil sürecegini, Piramidin üstünden geçen meridyenin karalari ve denizleri tam esit iki
parçaya böldügünü ve piramidin dünyanin agirlik merkezinin tam ortasinda bulundugunu
Yüksekliginin (164 m.) bir milyarla çarpiminin günesle dünyamiz arasindaki uzakligi verdigini, Tabanalaninin,yüksekliginin iki katina bölünmesinin pisayisini verdigini,
gibi cihazlarin alismadigini, Kirletilmis suyun bir kaç gün
piramidin içinde birakildiginda aritilmis olarak
bulundugunu, Piramidin içerisinde sütünbir kaç gün süreyle taze kaldigini ve sonunda bozulmadan yogurt haline geldigini,
Bitkilerin piramit içerisinde daha hizli büyüdüklerini, Çöp bidonu içindeki yemek artiklarinin hiç koku yaymadan
mumyalastiklarini, Kesik, yanik, siyrik ve yaralarin piramidin içinde daha çabuk iyilestigini, Piramidin
içinin göreli olarak yazin soguk, kisin sicak oldugunu, Piramit kimin adina yapildiysa onun bulundugu odaya yilda 2 kez
günes girdigini ve bu günlerin dogdugu ve tahta çiktigi günler oldugunu, Biliyor muydunuz?
1978'de Amerika'daki, Indiana Limestone Institute of America Inc. (dünyada kireçtaşı ocakları konusunda en büyük ve en uzman kuruluş), bugün Büyük Piramit gibi bir piramit inşa edilmek istense, insan gücü ve materyallerin ne olması gerektiği hakkında bir araştırma yapmıştır. Sonuç oldukça düşündürücüdür; şirket yetkilileri, piramitlerin inşasındaki zorluğu şöyle açıklamaktadırlar:
Eğer mümkün olan gücü maksimuma çıkartsak, bu da bugünkü üretimi üç katına çıkartmak anlamına gelir ki, bu kadar kireçtaşını ocaktan çıkarmak ve transfer etmek ancak 27 yıl sürer. Üstelik tüm bu çalışmalar Amerika'nın üstün teknolojisiyle yani hidrolik çekiçler, elektronik kristal başlı testereler kullanılarak yapılabilir. Bu büyük çaba, sadece kireçtaşını madenden çıkarmak ve onu taşımak için kullanılacaktır. Ve buna, Büyük Piramit'in inşası için gerekli olan laboratuvar testleri ve bunun gibi ön çalışmalar dahil değildir.
Antik Mısır'da inşa edilen ve günümüzde hala büyük bir hayranlıkla izlenen en önemli eserler gizemli piramitlerdir. Bu piramitlerin en ihtişamlısı olan "Büyük Piramit" şimdiye kadar dünya üzerinde inşa edilmiş en büyük taş yapı olarak kabul edilir. Bu piramitin nasıl inşa edildiği konusunda Herodot zamanından itibaren birçok tarihçi ve arkeolog, çeşitli teoriler ortaya atmıştır. Kimileri bu piramitin yapımı sırasında kölelerin çalıştırıldığını ve rampa tekniğinden basamaklı piramite kadar birçok yöntemin kullanıldığını savunmuştur. Bu yöntemlerin karşımıza çıkan manzarası şöyledir:
-Bu piramidi kölelerin inşa etmiş olma ihtimali durumunda, çalışan köle sayısının 240.000 gibi olağanüstü bir rakam olması gerekirdi.
-Eğer inşa tekniği olarak rampa yöntemi kullanılmış olsaydı, piramitin yapımı bittikten sonra bu rampanın yıkılması için yaklaşık 8 yıl gerekirdi. Mısır bilimcisi Garde-Hansen'e göre bu, oldukça saçma bir teoriydi. Çünkü bu rampanın yıkılmasından sonra geride kalan dev moloz artıklarını bir yerlerde görmemiz gerekirdi. Ama böyle bir delile hiçbir yerde rastlanmamıştır
Garde-Hansen, diğer teorisyenlerin önemsemediği bazı yönleri ele almış ve şunları söylemiştir:
-Tüm bunların yanında, piramidin bir yüzeyinin alanının yaklaşık olarak 2.5 hektar olduğu düşünülürse, her bir yüzeyin yaklaşık olarak 115.000 kaplama taşıyla kaplanmış olması gerekir. Bu taşlar da öylesine itinayla yerleştirilmiştir ki, taşlar arasında bırakılan mesafe bir kağıdın geçmesine olanak vermeyecek derecede dardır
Tüm bunlar piramitlerin yapımlarıyla ilgili sırların günümüz bilim ve teknolojisiyle dahi çözülemediğini gösteren bilgilerden bazılarıdır.
5/10/2008 | Kategori:DÜNYANIN YEDİ HARİKASI | (0) | Bağlantı
TİCARET
Üretilen mal ve hizmetlerin alınıp satılmasına ticaret denir. İç ve dış ticaret olmak üzere ikiye ayrılır.
1. İç Ticaret
Ülke sınırları içinde, bölge ve bölümler arasında yapılan ticarete iç ticaret denir.
Türkiye’de çok canlı bir ticaret vardır. Bunda etkili olan faktörler şunlardır:
Ülkemizde bazı il merkezleri ticaret şehirleri özelliği kazanmışlardır. Bunlar, İstanbul, Bursa, İzmit, İzmir, Denizli, Adana, GaziAntep, Diyarbakır, Ankara, Konya, Kayseri, Samsun, Trabzon, Erzurum ve Malatya gibi illerdir. Bu merkezlerde ticaretin gelişmesinde, ulaşım yolları üzerinde bulunmalarının büyük etkisi olmuştur.

Resim kaynak: www.stratejifactoring.com/
İhracat (Dış satım): Bir ülkenin başka ülkelere yaptığı satışlardır. İthalat (Dış alım): Bir ülkenin başka ülkelerden aldığı mallara denir. |
2. Dış Ticaret
Bir ülkenin başka ülkelerle yaptığı alışverişe dış ticaret denir. Dış ticaretin para karşılığına dış ticaret hacmi denir. Gelişmiş ülkelerde dış ticaret hacmi fazla, gelişmemiş ülkelerde düşüktür. Yine, gelişmiş ülkelerde ihracat, genelde ithalattan daha fazladır. Bu ülkeler dışarıdan daha çok hammadde alıp dışarıya işlenmiş sanayi ürünleri satarlar. Az gelişmiş ülkeler ise dışardan daha çok işlenmiş sanayi ürünleri alıp, dışarıya tarım ürünleri veya ham maddeler satarlar.
TÜRKİYE’DE DIŞ TİCARET
Türkiye’de, Cumhuriyetin ilk yıllarında çok az olan dış ticaret hacmi, artan nüfus ve canlanan ekonomiye bağlı olarak artış göstermiştir.
1980'li yıllara kadar Türkiye’de,
Başlıca İhraç Ürünlerimiz


Başlıca İthal Ürünlerimiz

Resim kaynak: http://www.minerva.com.tr
Fabrika kurmaya yarayan aletler, ham petrol, ilaç ve kimyasal maddeler, elektronik araçlar, motorlu araçlar, silah, optik araçlar, tropikal ürünler (muz, kahve, hurma, pirinç)

Resim kaynak:www.stradigma.com/.../
Dış ticaretimizde önemli ülkeler
Almanya, İtalya, ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika, Japonya, İran, Suudi Arabistan ve son yıllarda Rusya Federasyonu, Gürcistan ve Orta Asya ülkeleri (Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan)
Ülkemizde son yıllarda uygulanmak istenen diğer bir ticaret şekli de serbest ticarettir. Serbest ticarette ülkeler ürettikleri çeşitli malları, belli yerlerde kurulacak pazarlarda gümrük vergisi ödemeden pazarlamaktadır. Resim kaynak: www.irankulturevi.com/ Ülkemizde serbest ticaret bölgesi olarak şu anda İstanbul, Mersin, İzmir, İskenderun, Antalya ve Trabzon illeri belirlenmiştir. |
5/10/2008 | Kategori:TİCARET | (0) | Bağlantı
PİRİ REİS ERATOSTENES Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Alfred_Lothar_Wegener Kaynak: www.cografyadersi.com
kısaca hayatı :
1470 - 1554 yılları arasında yaşamıştır. Büyük Türk Amirali Piri Reis devrinin en ünlü Türk kartoğrafıdır.
Dünya haritasını hazırlayan ilk Türk ünvanına sahiptir. Bu haritanın sadece Amerika'yı gösteren paftası günümüze ulaşmıştır.
Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Piri_reis
TALES
kısaca hayatı :
MÖ. 636 - 546 yılları arasında yaşamıştır. Ege kıyısında bulunan Milet'te doğmuştur. Daha çok matematik alanında çalışma yapmıştır.
TALESİN eseri :
Coğrafi görüş olarak dünyanın şeki hakkında bir teori ortaya atmıştır. Tales'e göre dünya okyanuslar üzerinde yüzen bir diske benzer ve de yuvarlaktır.
Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Tales
EVLİYA ÇELEBİ
kısaca hayatı:
1611 - 1682 yılları arasında yaşamış ünlü bir seyyahtır. 17. yüzyılın en büyük Türk gezginidir.
Gezdiği yerlerin beşeri ve fiziki coğrafya özelliklerini tasvir ederek eserinde toplamış ve bu eser günümüz coğrafyacılar tarafından benimsenen önemli bir kaynaktır.
Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evliya_%C3%A7elebi
ARİSTO
kısaca hayatı :
MÖ. 384 - 322 yılları arasında yaşamıştır. Sisamlı ya da Makedonyalı olduğu sanılmaktadır. Büyük İskendere hocalık, Eflatun'a ise öğrencilik yapmıştır. Başta matematik ve felsefe olmak üzere çağının bütün ilimleriyle uğraşmıştır.
Dünyanın yuvarlak olduğu görüşünü rasyonel olarak ortaya koyan ilk bilim adamıdır. Bu yargıya ay tutulması sırasında dünyanın ay üzerine düşen gölgesinin dairesel olduğu varsayımından hareketle ancak yuvarlak bir cismin gölgesinin yuvarlak olabileceği varsayımından dünyanın biçiminin yuvarlak olduğu görüşünü ileri sürmüştür.
Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Aristo
kısaca hayatı:
MÖ. 276 - 195 yılları arasında yaşamıştır. Asvan'da doğmuştur. Öğrenimini Atina'da yaptıktan sonra İskenderiye'ye yerleşerek çalışmalarını orada sürdürmüştür.
Coğrafya ismini ilk kullanan kişi olduğu için coğrafya ilminin adını ilk koyan kişi olarak bilinir. Dünyanın ekvator üzerinde çevre uzunluğunu ve bir derecelik meridyen yayını hesaplamıştır. Bölgesel coğrafyanın gelişmesine de katkısı olmuştur.
BATLAMYUS
kısaca hayatı :
Doğum ve ölüm tarihleri tam olarak bilinmemektedir. Mısır'da MS. I.Yüzyılda doğduğu söylenmektedir. Roma İmp. devri coğrafyacısı olduğu kabul edilir.
Roma imparatorluğu devrinde dünyayı en gerçekçi bir şekilde tasvir etmiş coğrafyacı olarak bilinir. Hazırladığı dünya haritası gerçeğe nispeten yakındır. Çalışmalarında bugünkü Hint Okyanusu güneyinde büyük bir kara parçası bulunduğunu ileri sürmüş, ve bu kara parçasının daha sonradan Antarktika olduğu anlaşılacaktır.
Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Batlamyus
BİRUNİ
kısaca hayatı :
978 - 1048 yılları arasında yaşamıştır. Harezmi'de doğduğu söylenmektedir. Çağının ünlü bir matematik ve matematik coğrafyacısı olarak bilinir.
Dünyanın yarıçapın 6.425,7 km. olarak hesaplamıştır(Gerçeği : 6.376 km.).
Dünyanın çevresini 42.516 km olarak hesaplamıştır(Gerçeği : 40.076km).
Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Biruni
COPERNİCUS
kısaca hayatı :
1564 - 1642 yılları arasında yaşamış İtalyan gökbilimcidir.
Teleskopu kullanarak gezegen ve yıldızları inceleyen ilk bilim adamıdır. İncelemeleri sonucunda ayın üzerindeki kraterleri, güneş lekelerini, gezegenlerin güneş çevresinde hareket ettiğini ortaya koymuştur.
KEPLER
kısaca hayatı :
1571 - 1630 yılları arasında yaşamış alman gökbilimcidir.
Gezegenlerin güneş çevresinde elips biçiminde yörüngeleri vardır görüşünü ileri sürerek bu görüşünü ispatlamıştır.
Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kepler
HUMBOLT
kısaca hayatı :
1769 - 1859 yılları arasında yaşayan alman coğrafyacıdır. Humbold, coğrafya dışında yerbilimlerinin de ilk temsilcisi sayılır.
- Coğrafya ilmine bilimsel anlamda gezi-gözlem metodunu kazandırmıştır.
- Coğrafya ilmine sebep-sonuç, dağılış ve ilgi prensiplerini kazandırmıştır.
- İzoterm, izohips, izobat, profil ve kesit gibi yardımcı ifade şekillerini coğrafyaya kazandırmıştır.
- Humbolt soğuk su akıntısını keşfetmiştir.
RİTTER
kısaca hayatı :
1779 - 1859 yılları arasında yaşayan Alman coğrafyacıdır. Aynı zamanda tarihçi ve filozoftur.
Beşeri coğrafya insan ile çevre arasındaki ilişkileri inceler tezini ileri sürerek beşeri coğrafyanın konusunu belirlemiştir.
RATZEL
kısaca hayatı :
1844 - 1904 yılları arasında yaşayan alman coğrafyacıdır.
Beşeri coğrafya adlı eseri ilk yazan bilim adamıdır. Ayrıca politik coğrafya adlı eseriyle siyasi coğrafyanın kurucusu sayılır.Bu eserinde ileri sürdüğü görüşler, Hitler'in dünya egemenliği kurma hülyasına bile esas oluşturmuştur.
WEGENER

Kısaca hayatı :
1880 - 1930 yılları arasında yaşamış Alman bilim adamıdır. Aynı zamanda bir meteoroloji uzmanıdır.
Kıta kayması kuramını ilk ortaya atan bilim adamıdır.
5/10/2008 | Kategori:LEVHA TEKTONİĞİ | (0) | Bağlantı
GÜNEŞ SİSTEMİ ,DÜNYANIN ŞEKLİ VE SONUÇLARI,ÖZEL PARALELLER Dünyamız Samanyolu Galaksisi'ndeki yıldız sistemlerinden güneş DÜNYAMIZ ve EVREN Evren: İçinde milyarlarca gökcisminin bulundu-ğu sonsuzluk ve onun içindeki varlıklar bütünü-dür. Evren içerisindeki cisimlerin başlıcaları şunlardır. Yıldız: Sahip oldukları enerji ile çevresine ısı ve ışık veren gök cisimleridir. Güneş bir yıldızdır. Gezegen: Bağlı olduğu yıldız ve kendi ekseni etrafında dönen, ısı ve ışık saçmayıp bağlı olduğu yıldızdan aldıkları ışıkları yansıtan gök cisimleridir. Dünya, Merkür. Uydu: Gezegenlerden küçük onların çevresinde dönen gökcisimleridir. Ay. Nebula: Evrendeki kızgın gaz ve toz bulutlarıdır. Andromeda. Meteor: Atmosfere girince ateş külçesi duru-muna dönüşen Evrendeki başıboş dolaşan kayaçlardır. Galaksi: Birden fazla yıldız sisteminin oluştur-duğu büyük sistemlerdir. Güneş sisteminin yer aldığı Samanyolu Galaksisi. Yıldız Sistemi: Bir yıldız ve onun çekim gücünün etkisi altındaki gezegenler ve diğer gökci-simlerinden oluşan sistemlerdir. Güneş sistemi. Güneş Sistemi: Güneş’in çekim gücü etki-sindeki 9 gezegen, uyduları ve diğer gökcisim-lerinin oluşturduğu bir sistemdir. Güneş sisteminde yer alan gezegenlerin uzaklık ve büyüklük sıralanışı şöyledir. DÜNYA' NIN ŞEKLİ VE BOYUTLARI Dünya' nın şekli tam bir küre olmayıp kutuplar-dan biraz basık, Ekvator bölgesinde ise daha şişkin küreye yakın bir şekildir. Dünya’ nın bu özel şekline GEOİD denir. Dünya ile ilgili tespit edilmiş başlıca boyut bilgileri şunlardır: Ekvator çevresi 40.076 km Kutuplar çevresi 40.009 km Ekvator yarı çapı 6.377 km Kutup yarıçapı 6.356 km Basıklık oranı 1/297 Yüzölçümü 510 milyon km2 Hacmi 1.083.320.000 km3 Bazı paralellerin yerleri, güneş ışınlarının yere değme açısına bağlı olarak doğa tarafından belirlenmiştir. Bunlar : Ekvator Dönenceler Kutup Daireleri Kutup Noktaları 

5/10/2008 | Kategori:GÜNEŞ SİSTEMİ | (0) | Bağlantı
DÜNYA’NIN HAREKETLERİ Dünya’nın Kendi Ekseni Etrafında Dönmesi (Günlük Hareket) Dünya kendi ekseni etrafındaki dönüşünü, batıdan doğuya doğru 24 saatte tamamlar. Buna 1 gün denir. Dünya, kendi ekseni etrafında atmosfer ile birlikte döndüğü için bu dönüş hissedilmez. Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki hızı en fazla Ekvator üzerindedir. Bu hız saatte 1670 km.dir. Dünya’nın Kendi Ekseni Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları: Gece ve gündüz birbirini takip eder. Güneş ışınlarının günlük geliş açıları değişir. Günlük sıcaklık farkları meydana gelir. Bunun sonucunda; – Fiziksel çözülme oluşur. – Günlük basınç farkları oluşur. – Meltem rüzgârları oluşur. Merkez kaç kuvveti meydana gelir. Bunun sonucunda; – Sürekli rüzgârların (Alize, Batı, Kutup) yönlerinde sapmalar meydana gelir. – Okyanus akıntıları (Gulf - stream, Labrador, vs.) halkalar oluşturur ve yönlerinde sapmalar olur. Yerel saat farkları meydana gelir. Cisimlerin gün içindeki gölge uzunlukları değişir. Güneş doğuda erken doğar, batar ve batıda geç doğar, batar. Dinamik basınç kuşakları meydana gelir. DÜNYANIN HIZI : Dünyanın uzayda birden çok hareketi vardır.Biz bunlardan dünyanın kendi ekseni ve Güneş etrafındaki hareketi sırasındaki hızını inceleyeceğiz. 1-YÖRÜNGEDEKİ HIZI :Dünya güneş etrafında dönerken saatte107 bin km hızla döner.Bu hız dünya güneşe yaklaştığı zaman fazlalaşırken ,güneşten uzaklaştığı zaman hız azalır.Eğer bu hız şimdikinin iki katı olsaydı o zaman, bir gün 24 saat bir yıl 182,5 olurdu.Hız yarıya inseydi bir gün24 saat ,bir yıl 730,5 gün olurdu. 2-KENDİ EKSENİ ETRAFINDAKİ HIZI : A)AÇISAL HIZ :Dünyanın birim zaman içinde taradığı açıya denir. 1-Dünyanın bir saatteki açısal hızı 15º dir. 2-Dünyadaki bütün meridyenler 24 saatte 360º lik aşıyla dönerler. 3-Her meridyenin açısal hızı eşittir. 4-Açısal hız meridyenlere bağlıdır. B)ÇİZGİSEL HIZ:Enlemlere bağlıdır. Çizgisel hız ekvatordan kutuplara doğru gittikçe azalır.En fazla hız ekvatordadır.Ve saatte 1670km dir.Bu hız dünyanın 1 saatteki hızı 15º olduğu kabul edilip 15x111=1670 km şeklinde bulunur.Bu hızın farklı olması sonucunda : 1-Yerçekimi ekvatordan kutuplara gidildikçe artar. 2-Güneş ekvatorda çabuk doğar çabuk batar.Bu süre ekvatordan kutuplara gidildikçe artar.Bundan dolayı ekvatorda tan ve gurup vakitleri yoktur. 3-Gece – gündüz süresi en az ekvatorda değişirken en az kutuplarda değişir. 4-İki meridyen arasındaki zaman farkı her yerde aynı olur. NOT: Eğer çizgisel hız iki katına çıksaydı 1 gün 12 saat bir yıl 730.5 gün olurdu. KAYNAK:www.geograpy.bogcu.com
5/10/2008 | Kategori:DÜNYANIN EKSEN EĞİKLİĞİ VE SONUCLARI | (0) | Bağlantı
<<Önceki Sayfa | 1 / 33 | Sonraki Sayfa>>